7 Temmuz 2014 Pazartesi

Kalan


Ahh sirkeci garı
Neden böyle mahzunsun?
Yaz sıcağında bile
Sonbahara mahkumsun.

4 Temmuz 2014 Cuma

Bir anektod


"Hepimiz bazen aşkta şanssızızdır. Aşkta işler kötüyse, koşuya çıkarım. Koşunca vücut sıvı kaybeder. Böylece gözyaşı için vücutta sıvı kalmaz."

Chungking Express filminden.

24 Şubat 2014 Pazartesi

Çay

Kekremsi bir tat aldı
Fazla demlenmiş besbelli
Kalsaydı herşey geride
Süzgeçteki çay misali.
Tepsiye attım hep yek.
İade şekerleri.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Abartılar


Bir şeyi betimlerken, başımızdan geçen bir olayı anlatırken, anlatır oğlu anlatırken fark ederek ya da etmeyerek duygu ve düşüncelerimizi karşımızdakine daha güçlü bir şekilde aktarmak için tehlikeli bir yol seçeriz: Abartmak

Neden mi tehlikeli? Çünkü abarttığınız şey gerçekten de abartılacak bir şey değildir mevzusuna gireceğimi sanmayın. Çünkü bu dinleyenin algısıyla ilgili bir şey ve göreceli, insanlar değişken filan feşmekan. Toplumun genel kanısını geçtim bile. Neyi ifade ettiğiniz çok da önemli değil, neyi nasıl anlattığınız önemli çoğu zaman.

Yalan söylerken abartıdan yararlanmak, bunu yaparken de farkında olmadan falso vermek yapılan aptallıklardan birisi. Yalan söylüyorsun da işin suyunu çıkarmak da neyin nesi?

-Zifiri karanlıktı, göz gözü görmüyordu hacı! Bir adım ötedeki adamı bile seçemiyordum. Acayip bişeydi! (Gözler kısılır, ses buğulanır)
- ……..
-………
-Peki o zaman bıçağı nerden buldun la?
-Yerde buldum abi. Ay ışığı floresan gibi aydınlatıyordu ortalığı, sanırsın gündüz! 

&

Bir de üst limit mevzusu var. Şöyle ki; abarttınız abarttınız da nereye kadar? Tırmana tırmana skalandaki üst limiti zaten bulmuşsun. Üç beş bilemedin onbeş örnekten sonra anlattıkların senin için çok mühim olsa da, karşındaki için çoktaaan sıradan hale gelmiştir bile.

-Yaw geçen bi sütlaç yedim, hayatımda yediğim en şahane, en güzel tatlıydı ! (Gözler kapatılır, baş arkaya doğru kaykılır)
-Geçenlerde de bi kadayıf yemiştin, o neydi?
-Oooov abi o da süperdi !
&

Bir diğer örnek de mantık sınırlarını zorlarcasına yapılan mübalağa, bir nevi tabutta rövaşata. Kendi içinde çelişen mantıksız kelimeler kumkuması.

-Abi Rummenige’nin golünü gördün mü, yok böyle bir şey, böyle bi gol olamaz! (Gözler kocaman açılır, ağız tuhaf bi şekil alır)
-E o zaman nasıl oldu o gol, demek ki oluyormuş.
-Oldu abi işte, mevzu o değil.

İster ballandırmak deyin, ister çeşnilendirmek, isterseniz duygu yoğunluğu, neyse ne. 
Ortada “normal” birşey bırakmıyor insanoğlu.

27 Ekim 2011 Perşembe

Minimal

Dünya küçük, döner durur
Yaramaz bir çocugun,
vurduğu bir taş misali...

Hayat kısa, gelip geçer
Avare bir adamın,
yaktığı bir çöp misali...

10 Ekim 2011 Pazartesi

Rastgele sayıklamalar

  • Daha şimdiden tarihi eser statüsüne giren arabamla (ilk göz ağrım) yaptığım über manevraların (acemi mallıkları) tehlikeli olduğunu ancak ertesi gün anladığıma,
  • Yakın zamana kadar "Çavdar Tarlasında Çocuklar" kitabının Holden'i gibi her türlü araba muhabbetinden nefret eden biriyken, bugün "şarj dinamosundan" bahsettiğime
şaşırıyorum.

9 Ekim 2011 Pazar

Britanyan


Britanyan ne la derseniz; öyle bişey yok, kıçımdan uydurdum. Britanya oğlanlarının (neeey?) yaptığı rock müziği iyi biliyoruz ve ekliyoruz. Britanya kızları'nın nesi eksik? Safımı belli eder gibi konuştum ama neyse, sadece bi seferlik keh keh.
2004' de böyle şarkı yap ve bir 1984 tadı yakala, valla bravo!